Şöyle bir tarzı vardır ki bu markanın: ister 20 li yaşlarda bir concon olup bir gece kulübünün kapısına çekin, isterseniz 50 sine merdiven dayamış bir iş adamı olup smokinle opera dinlemeye gidin bu arabayla iki durumda da sahbini yadırgatmaz bu araba. birbirinden tamamen zıt bu iki ortamın her ikisine de uyar.
bunu da ne lambo, ne porsche ne de ferrari becerebilir. 25 yıllık hayatının 12-13 senesini -belki de fazlasını- ferrari ile yatıp kalkmış, odasında her türlü ferrari posterini barındıran, gün aşırı ferrari sitesini yoklayan ve tüm planlarını ileride bir ferrari alabilecek kadar para biriktirmek üzerine kuran birisinin hayallerinde ilk sıraya oturabiliyor üstelik...